Ehil ve mobil olmak !

"Tabela demişken... trafikte yüzlerce tabela vardır ama bir çırpıda bildiğimiz 10-15 tanesidir çoğunlukla. Yere çizilen şeritlerin süs olduğunu düşünen insanlar tanıyorum... ne gerek vardı bu kadar masrafa diyenler. Mesela okul yakınlarında olması gereken zebra çizgilerinin gerçekten zebraların göç yolu olduğunu zannedenler de var elbette. Bir de kimse bu çizgilerde hızını azaltmaz, yol kenarında bekleyen çocukların suratına bile bakılmadan gaza basmaya devam edilir. Sebebi basittir aslında kimse bu kuralı bilmez bilen de önemsemez..."

Ehil ve mobil olmak !

“Tabela demişken… trafikte yüzlerce tabela vardır ama bir çırpıda bildiğimiz 10-15 tanesidir çoğunlukla. Yere çizilen şeritlerin süs olduğunu düşünen insanlar tanıyorum… ne gerek vardı bu kadar masrafa diyenler. Mesela okul yakınlarında olması gereken zebra çizgilerinin gerçekten zebraların göç yolu olduğunu zannedenler de var elbette. Bir de kimse bu çizgilerde hızını azaltmaz, yol kenarında bekleyen çocukların suratına bile bakılmadan gaza basmaya devam edilir. Sebebi basittir aslında kimse bu kuralı bilmez bilen de önemsemez…”

14 Haziran 2017
Murat Sarıkaya / Almanya

Otomobil kullanmayı çok severiz. Köprü trafiği, direksiyon başındaki magandaları filan bir yana bırakırsak, zevkli bir şey de gerçekten araba kullanmak. Hele bir de altınızda teknik anlamda güzel bir araç, bir de güzel bir manzaranız, klimanız varsa keyif bile verir. En azından benim için öyle olmuştur hep.

Kamyonu, minibüsü filan geçtim, otomobil özelinden devam edersek, acaba gerçekten kullanmaya ehil miyiz hayat kolaylaştıran teknolojiyi ? Birine araba kullanabiliyor musun diye sormak büyük hakarettir ülkemizde. İncinir ve saldırganlaşır hemen insanımız. Soru, otomatik şanzımanlı bir araç söz konusu değilse eğer , arabayı yerinden tekletmeden kaldırabiliyor musun ya da içindeki yolcuların midesini ağzına getirmeyecek kadar akıcı kullanabiliyor musun değil?

Sorumuz sadece ehil misin?

Yani hem kullanmayı hukuki anlamda haketmiş hem de sürücülük anlamında hatırı sayılır bir bilgiye sahip misin?

Şu satırları buraya kadar okumuş her 100 kişiden 95’i, “heralde yani… ehliyetimiz var bizim” diyecektir.

Dünyanın sonuçları en ölümcül trafik kazalarını trajik boyutlarda yaşadığımız bir ülkemiz var. Oysa ki bu kadar kaza istatistiği olan, kazalara sebebiyet veren, kaza yapmamışsak bile dikiz aynasında sallanan maşallah yazısına kaderimizi bağlamış bir millet iken cevabımız hiç kıvırmadan samimice bir ” Hayır ehil değiliz” olmalıdır.

Yeni araçlarda emniyet kemeri ikazını sesle uyaran sistemi atlamak için, harici emniyet kemeri tokası satılan bir ülkede yaşıyoruz neticesinde. O kemer ki belki sol yakanıza dokundukça hafif bir rahatsızlık duygusu yaratırken, kilolu iseniz göbek altından dolaştırırken bir de sıkıntılı bir hallere sokar insanı sürüş esnasında. Rahat millet olduğumuz icin tokayı kemer soketine takıp aracın biplemesine pratik bir şekilde son veririz. Oysa kaza inceleme ekibi, araçtan 25 metre öteye fırlayan vücudunuzun parçalarını incelerken artık çok geçtir. Ne kemerin kayışı ne de tek parça bir göbek vardır artık ortada maalesef.

İki ülkede de ehliyet sınavlarına girdim. Ülkem Türkiye’de girdiğim şeyin hala sınav olup olmadığına emin değilim. 1988 şartlarında aracı 50 m filan ileri hareketlendirmiş olmalıyım. Direksiyonu herhangi bir yöne dahi çevirememe fırsat kalmadan, tebrik edilmiştim bile sınavı yapan şahıs tarafından.

Yıllar sonra yüksek lisans için geldiğim Almanya’da ,1 yıl geçerliliğini doldurmasından ötürü, Alman Sürücü Lisans Belgesi almam gerekmişti. Yazılı sınav çoktan seçmeli bir test idi. Hayatı test sınavları içinde geçmiş biz T.C. öğrencileri için ata sporu olan bu sınavı, cepte keklik olarak görmüştüm.

Sorun şuydu ki 5 cevaplı bir soruda birden fazla doğru ya da yanlış cevap vardı. Sorunun doğru kabul edilmesi için mutlak tam doğru şıkları işaretlemeniz gerekiyordu. Bir de sınavda geçmiş yıllarda sorulmuş soruların sayısı 1000 adet filandı. İstediğiniz dilden sınava da girmek mümkündü. Yazılı sınavdan bir hafta önce edindiğim bir cevap anahtarı yardımı ile kedimi sınayıp sürekli çuvalladığımı farkettiğimde bu olayın o kadar da kolay olmadığını anlamıştım. Bir hafta deli gibi test çözüp sınavı vermiştim.

Ana mevzuya dönecek olursak sadece trafik kurallarını süper bilmek de tek başına bir işe yaramıyor… Bir de buna yol mühendisliği meselesini dahil etmemiz gerekiyor. Türkiye’de otobanlar, şehir içi yollarımız da dahil olmak üzere ne bir standarda ne de doğru bir mühendisliğe sahip. Hiç duble yol yaptık ile övünmeyelim, duble yolu da doğru yapalım mümkünse. Otoyola girerken ya da çıkarken kullandığımız hızlanma şeridinin, otoyola bodoslama atlama anlamına gelmesi mi, yoksa otoyolun hakkını veren bir hızla ilerlerken, tali yola çıkış tabelasını, çıkışın sadece 5 m önüne diken beyin mi canımızı alan, tartışmaya açıktır.

Hem bir kaç yüz metre yoldan hem de tabeladan tasarruf edeceksek hiç girmeyelim bu işlere aslında.

Tabela demişken… trafikte yüzlerce tabela vardır ama bir çırpıda bildiğimiz 10-15 tanesidir çoğunlukla. Yere çizilen şeritlerin süs olduğunu düşünen insanlar tanıyorum… ne gerek vardı bu kadar masrafa diyenler. Mesela okul yakınlarında olması gereken zebra çizgilerinin gerçekten zebraların göç yolu olduğunu zannedenler de var elbette. Bir de kimse bu çizgilerde hızını azaltmaz, yol kenarında bekleyen çocukların suratına bile bakılmadan gaza basmaya devam edilir. Sebebi basittir aslında kimse bu kuralı bilmez bilen de önemsemez.

Neticede özetlersek;

-Trafik kural ve işaretleri okullarda ders olarak olmasa bile sürekli ve her sınıfta yetkili trafik polisi birimlerince, dozajı çocukların sınıfına uygun bir zorluk seviyesinde verilmelidir. Ufak sınavlarla çocukları ehliyet almadan önce hazırlamalıdır. Şimdi ki nesil olmasa bile gelecek nesilleri bu şekilde kurtarabiliriz.

-ya kuralları yollara ya da yolları kurallara uygun hale getirmeliyiz. En doğrusu evrensel standartlar elbet.

– ceza sisteminin can yakıcı olması salt caydırıcılık sağlamaz. Ayni trafik suçundan mesela 3 kez ceza alan kişinin ehliyeti geçici süre iptal edilip yeniden bir sınava sokularak cezanın hası verilebilir.

-cezalar herkese istisnasız uygulanabilmelidir.

Herkese hayırlı seyirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir