İstanbul’un kuruluş efsanesi

İlk yerleşim tarihi 300 bin, başkentlik tarihi 1600 yıla kadar uzanan dünya başkenti dillere destan İstanbul’u kim kurdu? Kimler bu toprakları keşfetti, adına İstanbul dedi? İstanbul… ‘‘Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul! Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.” diyordu Yahya Kemal. Napolyon’un dünya başkenti, Topkapısı, 7 tepesi, Haliç’i, Kız Kulesi, Boğaz’ı, çayı, martısı, esnafı güzel İstanbul… […]

İlk yerleşim tarihi 300 bin, başkentlik tarihi 1600 yıla kadar uzanan dünya başkenti dillere destan İstanbul’u kim kurdu? Kimler bu toprakları keşfetti, adına İstanbul dedi?

İstanbul… ‘Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul! Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.” diyordu Yahya KemalNapolyon’un dünya başkenti, Topkapısı, 7 tepesi, Haliç’i, Kız Kulesi, Boğaz’ı, çayı, martısı, esnafı güzel İstanbul… 81 ilin yaşam bulduğu kültür başkenti, kıtalararası medeniyetin nostaljisi. Kadiköy’ü, Beşiktaş’ı, Eminönü, Çamlıca’sı; neresindesin bu şehrin?

Bir ayağı Asyada bir ayağı Avrupa’da olan dünyanın eşsiz kenti nasıl keşfedildi? Hiç merak ettin mi? Elbetteki çok uzun yıllar geçmişi olan bu kentin türlü türlü kuruluş rivayeti var. İstanbul’un kuruluşunu anlatan, tarihçiler tarafından da kabul gören hikâye Megaralı Kral Byzas’ın efsanesi olarak tanınıyor. Tarihi güzelleştiren ve eğlenceli hale getiren bu hikâyelere inanmak ya da inanmamak senin tercihin.

İSTANBUL’UN KEŞFEDİLİŞ RİVAYETİ

300 bin yıllık geçmişiyle İstanbul; RomaBizans, Latin, Osmanlı; büyük imparatorlukların başkentiydi. Adına şiirler yazılan, gören görmeyen herkesin Boğaz sevdalısı olduğu bu kentin dillere destan birçok keşif rivayeti var. Kimler bu toprakları keşfetti, adına İstanbul dedi?

MÖ 667’den beri dünyanın başkenti bu kentin tarihi bilinemeyecek kadar uzun bir geçmişe sahip. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi, Süleyman Peygamber Efsanesi, Madyanoğlu Yanko ve daha birçoğu anlatmıştı İstanbul’u… Fakat bu efsanelerden tarihi bilimciler tarafından kabul edilen rivayet kuşkusuz Megaralı Kral Byzas’ın ‘körler ülkesi’ oldu.

 

MEGARALI KRAL BYZAS EFSANESİ

Efsaneye göre, Koressa’nın oğlu, Yunanistan’ın Megara kentinden genç Byzas, yandaşlarıyla birlikte, bölgedeki baskılardan kurtulmak, yeni bir kent kurmak ve özgürlüğünü ilan etmek için yola çıktı. Yola çıktı ama, hayalindeki şehri nerede kuracaktı? Tabii o zamanlar Google search yok, Delfoi kentindeki bir bilgeye danışmak için kapısını çaldı. Delfoi kâhini genç Byzas’a gideceği yeri tarif etti;
“Kentini kuracağın yer, körler ülkesinin tam karşısında olacak.”

Bu belirsiz bir ip ucuydu. Byzas bilgenin nereden bahsettiğinden bihaber yola çıktı, yana yana körler ülkesi diye bir yer arıyordu. Lakin böyle bir yeri ne gören vardı ne bilen… Peki bilge ne demek istemişti?

‘’KÖRLER ÜLKESİNİN KARŞISINDA’’

Sonunda Kral Byzas, mola verdikleri bir deniz kıyısında karşı sahile baktı ve bağırdı: “Bu insanlar kör mü, burası varken orada oturulur mu?” İşte aradığı cevabı farkında olmadan bulmuştu genç adam.

KADİKÖY BİR ZAMANLAR: KHALKEDONİA

“Körler ülkesinin karşısında kuracaksın kent” Peki bahsettiği bölge İstanbul’un neresinde dersin? Bilgenin tarif ettiği yer bugün İstanbul’un en meşhur illerinden biri olan Kadıköy’den başka bir yer değildi. Bilge, İstanbul’dan yıllar önce kurulan namı diğer: “Khalkedonia”dan bahsetmişti.

BİLGE NEDEN ”KÖRLER ÜLKESİ” DEMİŞTİ?

Byzas; ordusuyla gelip soluklanmak için durduğu şimdiki Sarayburnu’nda, manzaranın muhteşem görüntüsünden adeta büyülenmişti. Khalkedonia’nın neden “Körler Ülkesi” tanımlamasını hak ettiğini anlamıştı artık. Çünkü, böyle cennet benzeri bir yer dururken, tam karşıda ve korumasız bir yerde kent kuranların gözleri görmüyor olmalıydı.

BİLGE NEDEN ”KÖRLER ÜLKESİ” DEMİŞTİ?

Byzas; ordusuyla gelip soluklanmak için durduğu şimdiki Sarayburnu’nda, manzaranın muhteşem görüntüsünden adeta büyülenmişti. Khalkedonia’nın neden “Körler Ülkesi” tanımlamasını hak ettiğini anlamıştı artık. Çünkü, böyle cennet benzeri bir yer dururken, tam karşıda ve korumasız bir yerde kent kuranların gözleri görmüyor olmalıydı.

İSTANBUL’UN İSİM SERÜVENİ

İstanbul’un isim serüvenine dair pekçok söylenti var. Herkes Osmanlı’nın İstanbul dediğini bilse de, tarih bize İstanbul isminin Osmanlı’dan da öncesine dayandığını söylüyor. İstanbul’a dair ilk isim 9. yüzyılda Fütuh’üş-Şam adlı eserde bir insan ismi olarak geçer. Rum Meliki Timaoş’un oğlu İstanbul, dört sene süren hükümdarlığı boyunca şehrin inşaası için çalışır. Fakat şehri yerine geçen Konstantin tamamlar ve adını koyar.

İSTİNBOLİN, KONSTANTİNİYYE, DARÜLHİLAFE…

10. yüzyıl kitabı Tenbih (Mesudi)’de de İstanbul’u İstinbolin olarak görüyoruz.   İmparator I. Konstantin’in ölümüyle de Konstantinopolis’e çevrilmiş.Tarihi kuruluşun serüvenine göre temelleri Sarayburnu sırtlarında atılan İstanbul’a, kurucusunun adı olan Byzas’tan dolayı, “Byzas’ın kenti” anlamında “Byzantion”deniyordu. Bu eşsiz kent binlerce yıl boyunca Byzantion, Konstantinopolis, Konstantiniyye, Asitane, Darülhilafe, Dersaadet gibi onlarca isimle anıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir